Nasıl bir aşk bu! Biraz nefes almak kendimle baş başa kalmak için bir kaç saate ihtiyaç duyuyorum bu zamanı zar zor olsa da yaratıyorum ama yanından uzaklaştığım an onu özlüyorum merak ediyorum aynı hızla geriye dönmek istiyorum. Annelerin en büyük ironisi bu mudur?
Eylül yanımızda olmadığında bile ondan konuşuyor olmak, yarım yamalak dilinin döndüğü sözcükleri espri konusu yapmak, şimdi eylül olsaydı şöyle yapardı diye başlayan cümleler kurmak çok mu anormal acaba? Bizim küçük hanım da öyle komik öyle eğlenceli bir çocuk oldu ki yaptığı esprilere gülmemek onsuz bir zaman düşünmek işte bu yüzden de sıkıcı geliyor. Yedi kralla barışık, hemen tanışır kaynaşır, kendince yaratıcı oyunlar yaratır, lider ruhludur organizatörlüğünü hiç söylemiyeyim, haa bir de çok korkusuz. Çekirgesinden, salyangozuna, kaplumbağadan, kedisine köpeğine, böceğine, sineğine tüm hayvan alemiyle sanırsın kırk yıllık dost... Hiç mi biraz korku olmaz kızım, atlama zıplama aman dur kızım demeye varmadan bir takım akrobatik hareketler, taklalar derken full aksiyonla geçen birbiri ardına geçen günler... İkizler kızı işte nediyeyim!!!
Bugün eve geldiğimde bahçede karşıladı beni. Kovasına topladığı çekirgelerle tanıştık hemen, yarım yamalak "annecim bakkk cegirge" Yeşil cegirge" "evet anneciğim yeşil çekirge ama sanki kovada biraz canı sıkılmış, evine gitmesi için çıkaralım mı diyorum" yok ne mümkün onu ikna etmek papağan gibi başlıyor tanıştırmaya devam etmeye...durup durup yeşil cegirge yeşil cegirge yeşil cegirge diye tekrarlaması yok mu! İşte o an şuana kadar tüm yazdıklarımı hopp geriye alıyorum ve çekirgelerden veya boncuk böceklerden hızla uzaklaşmak istiyorum. Şöyle kahvemi alıp ayaklarımı uzatıp bahçemde günün yorgunluğunu 5 dk olsa da atmak istiyorum. İşte o 5 dk iyi süper de 6. dk. da yine bu yazının en başına döneceğimi çok iyi biliyorum.:)))
Cuma, Eylül 02, 2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder