Cumartesi, Ekim 15, 2011

Kara Kışı beklerken



Kaç defa bloga girdim ve kaç defa yazı yazamadan çıktım sayısını hatırlamıyorum. Bir kere mesafe girdi mi herhangi bir şeyle aranıza o mesafeleri azaltmak eskisi gibi olmak epey bir zaman alıyor ama bu blogla aramdaki  mesafe sadece benim aşabileceğim kadar uzaklıkta  ya aşılamayacak mesafeler...Zaman geçtikçe olgunlaşmamızdan mı bilmem daha sakin bir hayat istiyoruz ve bu sakinliği ve huzuru da aynı pencereden baktığımız sevdiklerimizle paylaşmak istiyoruz.  Kimi zaman yaşıyoruz kimi zaman da anlamsız bir kasırganın içinde gereksiz insanlarla oradan oraya savruluyoruz. İşte bu savruluşlar mahvediyor insanı ve mecbur kalışlar yaratıyor aşılamayan uzaklıkları...  Her yeni gün üzerimize bir tılsım değecek ve her şey bambaşka olacak sanıyoruz. Belki bir gün o tılsım gerçekten değer kim bilir? 

Yaza dair kurulan planların yine %40 ı hayat bulurken %60'lığın yarattığı hayal kırıklıklarıyla karşılıyoruz kara kışı. Kara kış diyorum şimdiden buz kesmeye başladı ayaklarım ben ki yaz kış çorapsız gezerim şimdiden geçirdim anneannemin ördüğü patikleri(Bizim orlar çetik derler) Üstteki fotoğraf da yazdan kalma; küçük hanımın en mutlu olduğu anlardan biri daha! Korkusuz mutlu her anın zevkini sonuna kadar çıkartan bebeğim  sana baktığım an tüm hayal kırıklıklarım uçup gidiyor. Şimdi sen günün yorgunluğuyla mışıl mışıl uyurken bakıyorum da sana iyi ki senin gibi bir meleğe sahibim...

2 yorum:

zeynep dedi ki...

Blog malesef böylei insan yazmadıkça yazamıyor bir türlü eli gitmiyor

zeynoo dedi ki...

çok doğru sevgili zeynep umarım artıa hergün elim gider

sevgiler