Perşembe, Ocak 12, 2012





Yeniyi keşfederken eskiye dönülür mü? Aslında her yeniliğin zemini, kimyası, mantığı tarihin bir yerlerinde gizli midir? Gönlümüz eskide gözümüz yeni de olabilir mi? 
Neden bilmem ama yeni yıla girdiğimden beri kendime bu soruları sormadan edemiyorum. Bir tarafım yitip giden geçmiş yıllarda saklanıyor, diğer tarafımda yeninin peşinden sürükleniyor. Geçmiş demişsem 2011 yılını özlemediğimi çok iyi biliyorum. Gerçi 2012 yılına da beklediğim kadar iyi girmiş durumda değilim. Ama daha çok başındayım tabii, hemen umutsuzluğa kapılmış da değilim. İşlerle ilgili yaşanan problemleri işte bırakmaya özen göstererek geriye kalan tüm enerjimi  sevdiklerime harcamaya çalışıyorum. Onların varlığını bilmek desteklerini görmek şu günlerde beni mutlu eden yegane şeylerden. 


Eylül de biz de büyüyoruz. Ama son zamnaalrda ortak bir dille ve ortak espirilerle aile kavramının sanki içini biraz daha dolduruyoruz. Bu aralar televizyonu sadece film izlemek için açar olduk. Yeni yılın ilk haftasından beri evde bir Harry Potter rüzgarı esiyor. Eylül hanımda bu meceraya ayıla bayıla katıldı. Ne zaman Gürki eve gelse, "Hadi  baba Harry Potter" açalım diye tutturuyor. Neyse ki tüm bölümleri izlendi bitti ama biz de peşi sıra uykusuz gecelerin ardından bittik. Eylül'ün filmin tüm bölümlerinde sonunu göremeden başka bir masal aleminde kendi sihir dünyasını yarattığına eminim. Hangi bölümdü hatırlamıyorum, Gürki hikayede yer alan Dobby isimli ev cinini Eylül'e gösterip şakalaşmak istedi. "Eylül Dobby'ye bak senin gibi küçücük" dedi. Eylül Dobby'ye baktı ve ağlamaya başladı. "Anneciğim, babam beni neye benzetti, o çirkin"

Biz önce birbirimize, sonra Eylül'e baktık, kafasını öne eğmiş, ağlayarak odasına çıkıyor. Böyle bir tepki hiç beklemiyorduk. Onun çirkin olduğuna nasıl karar vermişti. Bu arada gerçekten çirkindi. Güzel ve çirkin kavramını kafasında nasıl konumlandırmıştı. Ne güzeldi onun için ne çirkindi. Çirkin kavramı bizim evde pek konuşulmaz. Çirkin diye birşeyi adlandırmayız. Ama onun öyle algılamasına şaşırdık ee biraz da onu üzdüğümüz için üzüldük. Şaka olduğunu boylarınız aynı olduğu için öyle bir benzetme yaptığımızı anlattık falan filan derken gönlünü aldık. Ama bu tip konularda artık daha hassas olmamız gerektiğini anladık. O gün ikimiz de kızımızın ne kadar büyüdüğünü farkettik. Güzel kızım hayat seninle süprizlerle dolu bilesin.... Biriktireceğimiz yüzümüzde gülümsemeyle hatırlayacamız daha nice güzel anılara...

0 yorum: